EN | TR
Akbank Sanat Blog > Ferit Odman
Bop dönemindeki albümler ders diye okutulur FERIT ODMAN Röp: Cem Kayıran 26. Akbank Caz Festivali’nde özel konuklarıyla birlikte sahne alacak olan Ferit Odman’la son albümü Dameronia With Strings’ten bop akımına olan düşkünlüğüne, New York’ta geçirdiği yıllardan festivalde sergileyeceği performansa uzanan keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Ferit Odman, 26. Akbank Caz Festivali kapsamında 15 Ekim akşamı CKM’de olacak.
Caz müziğinin çok fazla spot ışıklarının altında görülmeyen kahramanlarından biri olan Tadd Dameron’a saygı duruşu niteliğindeki Dameronia With Strings isimli albümünüzü bu senenin başlarında yayınladınız. Bu albümün çıkış noktası neydi sizin için? Tadd Dameron muhteşem bir besteci ve melodileri çocukluğumdan beri beni çok etkilemiştir. Benim için müzikteki en önemli unsur ruha hitap eden melodiler; Dameron ise bunun en önemli örneklerini dünyaya kazandırmış müthiş bir müzisyen. Onun parçalarından oluşan bir selam verme / şapka çıkarma konseri vardı hep aklımda ama bir baktım ki konser projesi albüm projesine dönüştü. Bu güzel melodilere ve armonilere kesinlikle yaylıların destek olması gerektiğini düşünerek New York'ta çok beğendiğim aranjör David O'Rourke ile işbirliği yapıp albümü kaydetmeden bir sene önce tüm projeyi kafamda bitirdim. Sonuç ise düşündüğümün çok üzerinde oldu ve Tadd Dameron'un müziğinin bu jenerasyon tarafından keşfedilmesine vesile olduğum için çok mutluyum. Dameronia With Strings, Danny Grissett ve Peter Washington, Terell Stafford gibi isimlerin de yer aldığı etkileyici bir orkestrayla kaydedildi. Bu grup bir araya nasıl geldi? Terell zaten bir önceki albümümde beraber çalıştığım çok önemli bir trompetçi. Bu projenin hakkını verebilecek nadir müzisyenlerden. Peter ise üç albümümde de beraber çalıştığım efsane bir kontrbasçı; o olmazsa olmazımdı. Danny ile ilk kayıt tecrübem ve rahmetli hocam Mulgrew Miller'ın bana neden onu önerdiğini çok iyi anlamış bulunuyorum. Yaylı altılısını projenin aranjörü David bir araya getirdi. Değişik projelerde beraber çalıştığı ve gerçekten iyi 'swing' eden süper müzisyenlerden oluşuyor yaylılar. Hepsi ile çalışmak çok rahattı. Özellikle analog kayıt olması ve o gün ne çalınıyorsa onu duyuyor olmanız müzisyenler tarafından kolay kaldırılabilecek bir yük değil ama hepsi gerçekten kalplerini koyup müthiş çaldılar. Bir önceki albümünüz Autumn In New York’un sonrasında gelen yaklaşık beş yıllık bir aranın ardından Dameronia With Strings geldi. Bu nispeten uzun aranın sebebi neydi? Bir sonraki Ferit Odman albümü için de bu kadar bekleyecek miyiz? Hayatın akışı her şeyi değiştirebiliyor ve şu an bir sonraki albümümü planlamış değilim, ama bir çok başka projede de yer alıyorum. Kerem Görsev'le çok aktifiz, Fatih Erkoç'un yeni caz albümünün prodüktörlüğünü yapıp davullarını çaldım, keza Kenan Doğulu'nun yeni caz projesinde yer alıyorum. Ozan Musluoğlu'nun Jeremy Pelt ve Danny Grissett ile yeni kaydettiği albümde de yer aldım. TRT Big Band ile sürekli çalmaya devam ediyorum. Sonuç olarak boşlukları buldukça kendi projemi de şekillendireceğim ama belli bir tarih yok şu an maalesef. Albümü bağımsız bir plak şirketi olan Equinox’tan yayınladınız. Bağımsız bir plak şirketiyle çalışmanın bir müzisyen için getirileri neler? Equinox Music ile herşeyden önce bir gönül bağım var. İlk bebeğim Nommo ile başladığımız serüven üçüncü albümde de devam ediyor. Bana göre yapılan müziğe, repertuara ve çalan müzisyenlere hiç karışılmaması en büyük getiri. Projenin her detayını ben şekillendirebiliyorum. Bunun için de Yeşim Akan'a buradan da bir teşekkürü borç bilirim. Bop akımına özel bir ilgi duyduğunuzu tahmin etmek çok da güç değil. Sizin için bu dönemin en özel albümleri hangileri? Evet bop ve özellikle de hard-bop dönemi en sevdiğim dönem. Hank Mobley'nin 1950'lerdeki tüm albümleri, Cannonball Adderley - Somethin' Else, Art Blakey Jazz Messengers'ın tüm albümleri, Kenny Dorham ve Dizzy'nin her albümü. Tadd Dameron-John Coltrane... yani aslında bu soruya cevap veremiyorum. Bu dönemdeki her albüm o kadar özel ki. Hepsi ders diye okutulur. Cazla ve müzikle olan ilişkinizde dünyanın en önemli caz kentlerinden biri olan New York’un da önemli bir payı var. New York’taki yıllarınızın bir müzisyen olarak size kattığı en önemli şey nedir sizce? New York'un kokusunu almak her şeyi değiştiriyor bana göre. Rekabetin müzisyenleri ne kadar geliştirdiğinin yegane örneği New York. Gerçekten bir müzisyen olarak tutunması çok zor bir şehir. Orada kazandığım çalışma disiplini, oradaki müzisyen arkadaşlarım ve hocalarımdan öğrendiklerim hayat boyu bana yol gösterecek. Üretkenlik ve kendimi aşma çabamı New York'a borçluyum. Oradan kopmayarak bu çabamı kaybetmemeye ve hep daha iyi bir müzisyen olmaya çalışıyorum. Kendi caz festivalinizin küratörlüğünü üstlenme şansınız olsaydı programda mutlaka yer alacak isimler kimler olurdu? Kenny Barron, Branford Marsalis, Terence Blanchard, Jack DeJohnette, Christian McBride gibi akustik cazın dev isimleri olurdu. 26. Akbank Caz Festivali’nde sergileyeceğiniz performansa dair biraz ipuçları alabilir miyiz? Bizi bu konserde neler bekliyor? 'Terell Stafford' en önemli ipucu. Onu burada misafir edebileceğim için ve İstanbul seyircisine tanıtabileceğim için çok mutluyum. Son albümümü yaylılarla beraber tamamen çalacağım. Onun dışında Tadd Dameron'dan combo örnekler ve belki diğer albümlerimden de bir kaç örneğe yer vereceğim. Keyifli bir akşam olacağına eminim. Herkesi bekliyorum.