EN | TR
Akbank Sanat Blog > Günümüz Hollanda’sından Görüntüler ve Sesler
Günümüz Hollanda’sından Görüntüler ve Sesler Yazı: Ege Dikencik
İllüstrasyon: Saydan Akşit
11-25 Şubat tarihleri arasında Akbank Sanat’ta gerçekleştirilecek Yakın Dönem Hollanda Sineması, ülkenin bağımsız Avrupa sinemasına olan katkılarını gözler önüne seriyor. Biz de programı Hollanda caz’ıyla bağdaştırarak açıklamak istedik. Dolayısıyla müziğin sesini açıp rahatlama vakti geldi!

Program 11 Şubat’ta Maraton (De Marathon) filmiyle başlıyor. 2012 yılında vizyona giren film, gergin 2012 seçimlerinin ardından herkesi güldürmüş olmalı. Dostların önemi ve hayatın ne kadar zorlayıcı olabilceğinin altını çizen yapım, sonlara doğru bir günü diğerinden ayıranın ne olduğunu sorduruyor. Aynı, 1960’larda ‘Avrupa’nın caz first lady’si olarak tanıtılan Rita Reys’in “What a Difference a Day Makes”te haykırdığı gibi...

Program tam hızıyla devam ederken ikinci sırada sizleri bekleyen film, biraz Wes Anderson ve Taika Waititi esintili diyebiliriz. Bunun düşünmemizin sebebi ise özellikle Moonrise Kingdom ve The Boy fiminin konu edindiği zerafeti Barbara Brederon’un da 80 dakika boyunca nakış gibi işlemesi. Bay Twister, sadece ‘haşarıymış’ gibi dursa da, aslında herkesin acemi olduğu anlara dem vuruyor. Film, 38 yaşındaki saksafonist Tineke Postma’nın The Traveller albümü gibi: art arda güzel insanların biriktiği bir hikayeye davet ediyor.

Finn insanın içini ısıtan bir film, hatta karakterin hayatına baktığımız bir kesit! Hikayedeki insan ilişkilerini çözmek çok zaman almıyor ama zaten filmin altını çizdiği, sevginin yetmediği durumlar: Herkesin masum ama bazı şeyleri yaşamak zorunda olduğu... Arka planda yer yer Kees Kuyt Combo’nun derinden gelen yumuşak melodileri yer yer de Tim Kliphuis’in insanın içini hoş eden kemanı çalıyor. Luuk ve babası arasında denge sağlamaya çalışan Finn’in hikayesinde 78 yaşındaki deneyimli yönetmeni Frans Weisz karakterlerin köşeleri törpülüyor.

Hollandalı kadınlar 1922 yılında seçme ve seçilme hakkına sahip olsa da mücadeleleri burada bitmedi. Bu birilerine şaşırtıcı gelebilir ama hali hazırda yaşadıkları zorluklar dünyanın herhangi bir yerindekiyle aynı. Soof ilişkilerin tükenmesi, insanların birbiri için çaba göstermemesi gibi ağır konuların sebep olduğu tükenmişliği ele alıyor. Kocası Kasper’ı seven ama ona katlanamayan Soof, ünlü koreograf Jim’in ilgisiyle sarhoş oluyor, izleyici bir taraf tutmak zorundaymış gibi hissediyor. Aynı şekilde bunları yaşamayı reddeden Kasper’a da empati yapılmaması mümkün mü? Duygulara tercüman olmak için fonda Yuri Honing var. Honing’i bazen Lübnanlı Rima Khcheich’lı Orient Express albümüyle loop’a alıyor bazen de sek ‘götürüyoruz’. İki türlü de tebessüm eksik olmuyor.

Johan Neeskens’in 1974 Dünya Kupası finalinde Hollanda milli takımı adına kullandığı penaltı, takımın attığı tek gol oldu. ‘Portakal’ olarak anılan Hollanda takımı kupanın en dikkat çeken ekibiydi. Jaap da maçı izleyen fanatiklerden biriydi ve bir saniyede hayatının değişebileceğini bilmiyordu. Hayatın süprizleriyle karşılaşmak için çok beklenmedik bir yola giren Jaap’ın kulaklarda çınlattığı Hollanda caz’ı Rembrandt Frerichs’ın Carrousel’i gibi, yükselip alçalan tonlarda seyrediyor.