EN | TR
Akbank Sanat Blog > Akbank Sanat Konserinin Ardından: Sinan Erşahin
Akbank Sanat Konserinin Ardından: Sinan Erşahin Röportaj: Cem Kayıran Türkiye’nin klasik müzik sahnesinin en önemli gitaristlerinden biri olan Sinan Erşahin, özel bir performansla 19 Nisan akşamı Akbank Sanat sahnesindeydi. Erşahin’le enstrümanı, müzikle olan ilişkisi ve canlı performansları üzerine konuştuk.

Bugüne dek hem Türkiye’de hem de uluslararası alanda birçok önemli projede dünyanın dört bir yanından önemli müzisyenlerle birlikte yer aldınız. Farklı perspektiflerle bu kadar fazla içli dışlı olmanın kendi müzisyenliğinize ne gibi etkilerini gözlemliyorsunuz?

Klasik müzikle uğraşan bir müzisyen olarak, bu işin uluslararası boyutunun öneminin herkes tarafından kabul edildiğini düşünüyorum. Türkiye’de ve yurtdışında katıldığım festivallerde ve verdiğim konserlerde dünya çapında çok önemli isimlerle birlikte çalışma fırsatım oldu. Yaptığım işin uluslararası boyutta da anlam kazanması ve değerli bulunması çalışmalarımda beni motive ediyor ve yeni projeler ve konserler yapmam konusunda bende itici bir güç oluşturuyor.

Gitarla olan ilişkiniz ilk olarak nasıl başladı? Klasik gitarla aranızdaki bağı ve bu bağı oluşturan dinamikleri nasıl tanımlarsınız?

Müzikal ve teknik açılardan gitar, klasik müzik dünyasında çok ayrıcalıklı ve özellikli bir yere sahiptir. Tını ve fiziksel özellikleri nedeniyle diğer enstrümanlardan farklı olarak klasik müzikte daha çok solist enstrüman olarak kullanılması, küçük yaşlarımdan beri beni çok etkilemiştir. Müzisyen bir ailede büyümüş olmam nedeniyle gitarla tanışmadan önce de müzikle uğraşıyordum; fakat 12 yaşımda gitarla tanıştıktan sonra elimden bırakamadığım bir tutku oldu benim için. Gitarı ilk çaldığımda göğsümde oluşturduğu titreşimin verdiği his ve keyif bugüne kadar hiç değişmedi.

Çek müzisyen ve besteci Milan Zelenka’yla birlikte çalışma şansı yakaladınız. Onunla olan iletişiminizin müzikal kimliğinizin oluşmasında ne gibi katkıları olduğunu düşünüyorsunuz?

Zamanının efsane gitaristlerinden biri olan Milan Zelenka ile çalışmak benim için çok büyük bir şans oldu. Daha çok çağdaş dönem eserleri üzerinde çalıştık ve müziğe ve gitara yaklaşımımda çok önemli açılımlar gerçekleştirebilmemi sağladı. Kendisinden edindiğim müzikal fikirler, gitar için yazdığım eserlerde de bana çok yardımcı oldu. Ayrıca Prag gibi güzel bir şehirde bütün bunları yapmak da ayrı bir güzellikti benim için.

Birçok senfoni ve filarmoni orkestrasıyla birlikte konserler vermiş bir müzisyen olarak, sizin için solo konserlerin neler hissettirdiğini anlatabilir misiniz?

Bütün zorluklarının yanında orkestra eşliğiyle solist olarak çalmak inanılmaz bir keyif. Gerek provalar gerekse konser sırasında arkanızda size eşlik eden ve destek olan birçok değerli müzisyeni hissetmek ve şefle birlikte ortak bir çalışma yaparak bir sonuç oluşturmak ve bu süreci yaşamak benim için çok büyük bir zevk. Bunun yanında solo konserlerin de keyfi ayrı. Kendinizi daha rahat ve serbest hissettiğiniz bir ortam oluşuyor solo konserlerde. Ama sonuçta klasik müzikte yaptığınız işin optimal bir çerçevede kalması gerekliliği nedeniyle solo konserlerde sonsuz bir serbestlik ve kendi kafanıza göre bir yorum söz konusu değildir.

Yeni nesil müzisyenlerle olan iletişiminiz nasıl?

Aynı zamanda konservatuvarda da hoca olduğum için, ayrıca yaptığımız çeşitli masterclass ve festival etkinliklerinde genç kuşak müzisyenlerle ve gitaristlerle sıklıkla bir arada bulunuyoruz. Çok başarılı ve umut vadeden müzisyenlerin ve gitaristlerin olduğunu görmek beni mutlu ediyor ve gelecek için daha umutlu olmamı sağlıyor. Gerçekten de hem gitarda hem de diğer enstrümanlarda son yıllarda genç kuşaktan çok iyi müzisyenler yetişiyor ve ülkemizi yurtdışında son derece iyi bir şekilde temsil ediyorlar.

Yakın geleceğe dair ne gibi müzikal planlarınız var?

Bu dönemde yurtdışı ve Türkiye konserlerimin yanında uzun zamandır tasarladığım ve gerçekleştirmek istediğim bir kayıt projem var. Ayrıca bir süredir ara vermek durumunda kaldığım gitar festivalini tekrar gerçekleştirmek için çalışmalar yapıyorum.