EN | TR
Akbank Sanat Blog > Farklılıklardan Doğan Dil: Two Rivers
Farklılıklardan Doğan Dil: Two Rivers Iraklı bir baba ve Amerikalı bir annenin oğlu olarak Chicago yakınlarında doğan Amir ElSaffar, 20’li yaşlarında bir müzisyen olarak özgün sesini ararken atalarının müziğini, aldığı klasik caz eğitimiyle birleştirmeye karar veriyor. Geçirdiği araştırma ve öğrenme süreci sonunda oluşturduğu Two Rivers projesi, adını Fırat ve Dicle nehirlerinden alıyor.

Arap ve Batı müziği arasındaki yapısal ve duygusal farklılıkları aşıp, Irak makam müziğini caz ile yeni bir duyarlıkla birleştirmeyi başaran Amir ElSaffar, Cemal Reşit Rey Konser Salonu’ndaki performansında, bu iki kıyıdan hangisine yakın olursanız olun içinde yabancılık çekmeyeceğiniz bir dünya yarattı. Birbirine kafa tutmak yerine bir arada akabilen iki nehir gibi tınlayan enstrümanların oluşturduğu dil, ayrışma yerine diyalogun, çekişme yerine empatinin diliydi.

A: Klasik caz eğitimi aldıktan sonra sizi Irak makamını araştırmaya iten ne oldu?

AES: Büyürken Irak’ın makam müziğini, Mısır müziklerini ve farklı Arap ülkelerinin müziklerini duymuştum. Fakat araştırıp öğrenmem ancak caz ve klasik müzik eğitimimi bitirdikten sonra oldu. Sonra New York’a taşındım ve caz müzikte kendi sesimi bulup kendimi özgün kimliğimle ifade etmek istedim. Bunu yapmak için de köklerime inmem, atalarımın müziğini öğrenmem gerektiğini hissettim. Sound’un çekiciliğine de kapılmıştım.

A: Bağdat’ta tanıştığınız müzisyenlerle hala temasta mısınız?

AES: Evet, tabii. Asıl öğretmenim Hamid Al-Saadi Bağdat’ta yaşıyor ve onunla haftada bir ya da daha fazla konuşuyorum.

A: O bölgedeki durum müziğinizi etkiliyor mu?

AES: Kesinlikle. Müziğin arkasındaki temel duygusal itki bu, çünkü kendimi müziğe çok yakın hissediyorum ve bu müzik Irak, Bağdat, Musul, Kerkük gibi karmaşa ve yıkım içinde olan yerlerde yaşıyor. Duygularımı gerçekten çok etkiliyor.

A: Irak makam müziğini cazla birleştirirken yaşadığınız zorluklar nelerdi?

AES: Çok fazla zorlukla karşılaştım. Makam müziğinde Batı ölçülerinde olmayan mikrotonlar ve makamlar var. Müzisyenlere bunları çalmayı öğretmem gerekti. Önce trompette mikrotonları çalmayı öğrenmem, sonra çalıştığım tüm müzisyenlere bu müziği yapmayı, duymayı, sound’u Batı duyarlığıyla değil Doğu duyarlığıyla hissetmeyi öğretmem gerekti. Çünkü perde ve sesi başka bir biçimde algılamak gerekiyor. Estetik farklılıklar da vardı. Örneğin Irak makamında bir notadan diğerine nasıl geçeceğiniz çok belirlidir, cazda ise daha özgür bir hareket alanına sahip olabilirsiniz. Ses düzeyi konusunda da, caz müzikteki davul, bas gitar ve saksafon ud veya santurdan çok daha yüksektir. Dolayısıyla asıl mesele, bu farklı sesleri nasıl dengeleyip birleştireceğimdi.

A: “Two Rivers” projesinin geleceğinde neler var?

AES: Two Rivers, bir sonraki adım olan Rivers of Sound’a geçmiş durumda. On yedi müzisyenden oluşan bir orkestra. Two Rivers grubunun etrafında on bir kişi daha var. Çello ve keman, vibrafon, mikrotonal piyano... Her şeyiyle büyük bir grup oluşturduk ve geçtiğimiz yıl bir albüm kaydettik. Önümüzdeki nisan CD çıkacak. Aslında LP olacak. O grup hali hazırda turne yapıyor. Yani Two Rivers fikrinin gelişimi bu yönde: Rivers