01 Ağustos Sal
02 Ağustos Çar
03 Ağustos Per
04 Ağustos Cum
05 Ağustos Cmt
06 Ağustos Paz
07 Ağustos Pzt
08 Ağustos Sal
09 Ağustos Çar
10 Ağustos Per
11 Ağustos Cum
12 Ağustos Cmt
13 Ağustos Paz
14 Ağustos Pzt
15 Ağustos Sal
16 Ağustos Çar
17 Ağustos Per
18 Ağustos Cum
19 Ağustos Cmt
20 Ağustos Paz
21 Ağustos Pzt
22 Ağustos Sal
23 Ağustos Çar
24 Ağustos Per
25 Ağustos Cum
26 Ağustos Cmt
27 Ağustos Paz
28 Ağustos Pzt
29 Ağustos Sal
30 Ağustos Çar
31 Ağustos Per
Ağustos

Aslı Özge Sinemasına Yakından Bir Bakış



Aslı Özge Sinemasına Yakından Bir Bakış

Bu yıl Akbank Kısa Film Festivali’nin Deneyimler bölümünde ilk uzun metrajlı filmi Köprüdekiler ile son filmi (2009) Ansızın / Auf Einmal (2016) gösterilecek ve festival kapsamında bir de söyleşi gerçekleştirilecek Aslı Özge’nin kısadan uzuna yolculuğu…

İlk Kısa Filmleri ve İlk Kıvılcımlar

Sinema sevdası çok küçük yaşlarda başlayan Aslı Özge, Marmara Üniversitesi Sinema - TV bölümünden, usta yönetmenler ve efsane akademisyenlerden eğitim alarak mezun olduğunda birkaç kısa film tecrübesi kazanmıştı bile. Okul yıllarının ortalarında ilk kısa filmi Aslında’yı (1997) çeken Özge, ölüm üzerine, film içinde film temalı bir işe imza atmıştı.

Ölümünün filmini çekmek için atölyesinde, karşısına kamera ve monitör yerleştirip kendi intiharını kaydederek, hem kendi filminin oyuncusu hem de yönetmeni olan bir adamı oynayan oyuncu ve o sırada kaydettikleri üzerine kısa bir film olan Aslında, karmaşık görünen konusuna rağmen ilgi çekici bir izleğe sahipti. Henüz ilk kısa filminde görüntü yönetmeni Emre Erkmen’le başladığı ortaklığı kısa ve uzun sonraki tüm filmlerinde sürdüren Özge’nin bu kısası çekildikten birkaç yıl sonra ilk kez kalabalık bir izleyici karşısına çıkmıştı.

Okulu devam ederken zaman, mekan ve insan takıntıları üzerine kısa filmler çekmeye devam eden Özge, Berlin’de geçen bir öyküyü merkez alan 3 ETC (1998) adlı kısasında, yabancı bir ülkede, o ülkenin kurallarıyla yaşayan, yabancı bir dili konuşan ve birbirlerine önyargıyla yaklaşan, Berlin’de aynı yurtta kalan üç gencin tuhaf ve komik rastlantılarını konu ediyordu.

İFSAK Ulusal Kısa ve Belgesel Film Yarışması’na da seçilen 3 ETC’nin ardından, Aslı Özge bir sonraki kısa filmi Quirk’i (1999) tamamladı. Takıntılarını bir yaşam biçimi haline getirmiş bir adamın dünyayı yok sayması üzerine bir kısa film olan Quirk’in ardından Marmara’dan mezun olan Özge, parlak ve umut vaat eden bir sinemacı olma potansiyelini sonraki filmleriyle de kanıtladı.

Zamanın gerisinde kalan kişinin zamana yetişememesi, zaman içinde durması, “kalakalması” üzerine kısa bir film olarak tanımladığı Zamana Dair Parçalar (2000) filmi de beğeni toplayan Özge, aynı yıl çektiği bir başka kısa film olan Capital C ile de ilk büyük çıkışını gerçekleştirdi. İFSAK’tan En İyi Kurmaca Film ödülünün sahibi olmasının yanı sıra çok sayıda festivale daha katılan ve pek çoğundan ödüllerle ayrılan filmin dili İngilizce’ydi ve gücünü C harfiyle başlayan kelimelerden alıyordu.

Aslı Özge’nin o dönem yaşadığı Berlin’in metro istasyonlarından Friedrichstrasse durağında bir café’de geçen film, bir adam ve bir kadın üzerinden yaşanan duygusal gerilimi iki farklı bakış açısı üzerinden yansıtıyordu. Filmin gösterildiği dönemde, geçtiğimiz yıllarda kaybettiğimiz yetenekli yönetmen Seyfi Teoman’ın kaleme aldığı bir yazıda Capital C ile ilgili şu ifadeler geçiyordu: “Capital C, izleyenlerde bıraktığı kendine has tatla ve anlatımdaki ustalıkla aldığı ödülleri fazlasıyla hak ettiğini gösteriyor.”

Biraz Nisan ve Almanya Dönemi

2000 yılında elde ettiği başarılarla kısa film dünyasında adından sıkça söz ettiren Aslı Özge için aynı yıl İzmir Kısa Film Günleri’nde de özel bir bölüm açıldı ve o döneme kadar çektiği beş kısa film birden festival seyircisinin karşısına çıktı. O yıldan itibaren Berlin ve Türkiye’de yarı zamanlı olarak yaşamaya başlayan yönetmen, bir yandan da Berlin’de felsefe eğitimi almaya başlamış ve film prodüksiyonuna yönelik de çalışmalara başlamıştı.

Almanya merkezli film çalışmalarının ilk ve en büyük tecrübesi ise 2003 yılında Biraz Nisan / Ein Bisschen April filmiyle geldi. Alman Sinema-TV Akademisi'nin desteğiyle ve Alman televizyonu ZDF/3sat ortaklığıyla çektiği bu ilk uzun metrajlı filmde Özge, Türk ve Alman karışık bir ekiple çalıştı. Çocukluğundan beri uyku problemi çeken bir karakterin, rüyalarında gördüğü bir evi bulma ümidiyle gezdiği evleri ve bu evlerdeki kabussuz uyku deneyimlerini merkeze alan Biraz Nisan, kahramanımızın eski sevgilisi ile tesadüfi bir karşılaşma sonrası yaşadıklarına odaklanıyordu.

Biraz Nisan’ın elde ettiği başarıyla film çalışmalarını, Emre Erkmen ve senarist Dagmar Gabler ile kurduğu EEE Prodüksiyon’la sürdüren Aslı Özge, iki yıl sonra bu kez bir belgeselle izleyici karşısına çıktı. M.S. 2. yüzyıldan, Cumhuriyet dönemine kadar geçen süreçte Türk berberlerinin varoluşu, evrimi ve geçirdikleri dönüşümü, o döneme ait etimolojik bilgi ve belgelerin ışığında gözler önüne seren Hesperos’un Çömezleri (2005) adlı 60 dakikalık belgeseliyle Özge, son derece spesifik bir konuya gösterdiği özenli yaklaşımı ve yetkin belgesel diliyle dikkat çekti. Bu filmle Antalya Film Festivali başta olmak üzere çok sayıda festivale katılan Özge, 2009’a kadar geçen zaman zarfında ise ilk uzun metrajlı sinema filmi projesiyle ilgili çalışmalara gömüldü.

Uzun Metrajlı Filmleri ve Olgunluk Dönemi

Yıllar süren çalışmalar, fon ve destek süreçleri sonrasında nihayet tamamlamayı başardığı ve 2009 yılında izleyici ile buluşan Köprüdekiler filmi ile Aslı Özge tüm dünyaca ilgi çeken, şaşırtıcı, ironik ve etkileyici bir filmle karşımıza çıktı. Prömiyerini yaptığı İstanbul Film Festivali’nde Altın Lale, Adana ve Ankara Film Festivali’nde En İyi Film ödülleri kazandıktan sonra yerli ve yabancı çok sayıda festivali dolaşan ve ödüller toplayan filminde Özge, yolları Boğaz Köprüsü’nde kesişen bir çiçekçi, polis memuru ve dolmuş şoförünün hikayesini üç farklı koldan ve olanca gerçekliğiyle gözler önüne seriyordu.

Üç başrol oyuncusunun da kurmaca bir senaryo içerisinde ancak gerçek hayatlarından önemli ölçüde beslenerek kendilerini canlandırdığı Köprüdekiler’in başarısının ardından Özge, bu kez ilk filminden tamamen farklı bir zümre ve yaşantıyı konu alan ikinci filmi Hayatboyu’nun çalışmalarına başladı. Köprüdekiler’de hareketli kamerasını İstanbul’un varoşlarında gezdiren ve belgesel gerçekliğine yakın bir üslup izleyen Özge, dört yıl sonra izlediğimiz Hayatboyu’nda (2013) ise mimar Can ve sanatçı Ela’nın monotonlaşan evliliği üzerinden Türkiyeli entelijansın soğuk ve mesafeli bir fotoğrafını çekiyordu.

Prömiyerini Berlin Film Festivali’nin Panorama bölümünde gerçekleştiren ve tıpkı ilk uzun metrajında olduğu gibi bir kez daha yerli ve yabancı festivalleri dolaşarak çok sayıda ödül kazanan Hayatboyu’nun ardından geçtiğimiz yıl son filmi Ansızın / Auf Einmal ile gittikçe olgunlaşan sinemasının marifetlerini gözler önüne serdi Özge. Seyircisini grift bir hikaye ve etik bir açmazın ortasında bırakan Ansızın’ı (2016) bir kez daha Berlin’de dünya prömiyeri yapan yönetmen, uzun yıllardır yaşadığı Almanya’da çektiği filminde ilk kez tamamı Almanca bir uzun metrajlı filme de imza atmış oldu.

Bu yıl festival kapsamında Köprüdekiler ve Ansızın filmleri Akbank Kısa Film Festivali izleyicisiyle buluşacak olan Aslı Özge’nin sinemasına biraz daha yakından bakmak için festivalde kendisiyle gerçekleştirilecek özel söyleşiyi kaçırmamanızı öneriyoruz.