Kerem Evcil
İstanbul'da doğdu. Bilgisayar Programcılığı ve Felsefe okudu. Akbank Sanat Çağdaş Sanat ve Küratörlük programına seçildi ve Estetik Anestezi adlı projesiylebaşarılı bir şekilde mezun oldu.
Bunun yanında pek çok kurs ve atölyede resim, fotoğraf, sinema alanında eğitimler, sertifikalar aldı, eğitim verdi.
2023 yılında İFSAK öncülüğünde Aşık Veysel Yalan Dünya Yarsız olmaz adlı projenin danışmanlığını ve küratörlüğünü yaptı. Felsefi olarak Episteme, Doxa ve Eros kavramlarını “Yalan Dünya – Yarsız Olmaz “ sözleriyle ve Aşık Veysel’in amalığına rağmen betimlemelerindeki kuvveti, fotoğrafik görüntünün gerçekliği ve görsel sanatlarda temsiliyet tartışmaları üzerinden gündeme getirmesiyle dikkatleri üzerine çekerek İFSAK ‘ I temsilen ART CONTACT İSTANBUL ULUSLARARASI ÇAĞDAŞ SANAT FUARI ve İBB MÜZE GAZHANE ‘ de sergilendi. 2. projesi olan Apollon ile Dionysos adlı sergi üzerine de danışmanlık ve sergi hazırlık çalışmalarını sürdürmektedir.
Resim çizdi, öykü yazdı, senaryo yazdı, fotoğraf çekti, belgesel çekti, kısa film çekti; fakat en çok düşündü. İmajlarla düşündü, imajı düşündü, imajlarla düşünmeyi düşündü, "perspektif"i, "tersten perspektif"i,"punctum"u, "zaman-imge"yi, "Floransa ve Bağdat"ı düşündü. Gezdi, gördü, iz sürdü. Brassai'den Arbus'a, Araki'den Koudelka'ya, Martin Parr'dan Robert Doisneau'ya fotoğraf kitapları topladı, fotoğraf kitapları ve çizgi romanlardan koleksiyon yaptı.
Tüm bunları yapmaya ve bu güzergâh üzerinde öğrenmeye, üretmeye, düşünmeye, düşlemeye, iz sürmeye devam ediyor.
Estetik Anestezi
“Algılanan şeylerin veriliş biçimi, her zaman algılanamaz ufuklar içerir ve her mevcudiyet bu anlamda bir namevcut zemin içerir.”
Günümüz dünyasında, sürekli bir görsel ve duyusal bombardımana maruz kalıyoruz. Her gün sayısız imaj, ses ve bilgiyle karşı karşıya kalıyoruz. Bu yoğunluk, duyusal algılarımızı köreltiyor; bizi duygusal ve zihinsel olarak uyuşturuyor. Bu süreçte, imgeler arasındaki temsiliyet ilişkileri zayıflıyor ve gerçeklik algımız giderek bulanıklaşıyor. İşte bu noktada, Estetik Anestezi kavramı devreye giriyor.
Duyulduğu anda kulağa tıbbi bir kavram olarak gelen estetik anestezi, hermeneutik bir yapısöküm faaliyetine tabi tutulduğunda, "estetik" ve "anestezi" olarak bileşenlerine ayrıldığında karşımıza çıkan felsefi, etimolojik ve gündelik anlamlandırmaları eşliğinde derin anlamlara gelebilen bir kavram çiftidir. Estetik anestezinin katmanlı anlamsal yapısı, kavramı daha derin bir bağlama yerleştirmemize ve bu kavramların izini sanat tarihinden, felsefe tarihine sürmemize olanak tanır.
Estetik anestezi, anestezinin ağrı kesici ve düş gördürücü yanlarının estetik ve sanatsal biçimlerde ortaya çıkışını ya da sanatın iyileştirici gücünü ifade edebildiği gibi, estetiğin ve anestezinin etimolojik köklerinde var olan yaşam ve ölüm devinimini, kadim duyulur ve düşünülür ayrımını da içerir. Yer alan eserler eşliğinde Estetik Anestezi, duyulur ve görülür olmayanın, düşsel ve anestezik olanın estetize edilmesiyle (aisthesis) nasıl görünür ve duyulur hale gelebildiğini, aynı zamanda görülen ve duyulan estetiğin bir çeşit anesteziyle (an-aisthesis) soyutlaşıp sezgi ve hayal gücüyle algılanabilir hale dönüştüğünü ifade eder. Sezgiye kapı aralayan temsiller aracılığıyla oluşan diyalektiğin ve bu diyalektiğin oluşturduğu hissiyatın, dilde, sanatın farklı medyumlarında ve yaşamın her alanında nasıl deneyimlendiğinin ortaya konmasına aracı olur.
Estetik anestezi, modern yaşamın hızında, duyularımızı yeniden canlandırmayı, algılarımızı keskinleştirmeyi ve bizi alışılmış normların ötesine taşımayı hedefler. Aisthesis’in etimolojisinde yer alan nefes almak ve vermek anlamlarına gelen "Aisthe" ve "Aistho" sözcükleri gibi, her medyumun kendi diliyle, varlık-yokluk, ışık-karanlık, belirlilik-belirsizlik, görünürlük-görünmezlik gibi zıtlıkların dinamiğinde ve diyalektiğinde varoluşlarını ifade etmeye çalışır. Düzenli ve genel kabul görmüş olana karşı bir duraklama, bir nefes alma alanı yaratmayı hedefler. Tüm bunları gerçekleştirirken, alışılmış olanı tamamen reddetmek yerine, onunla bir arada, ona zıt olanı kucaklar. Bu zıtlıklar, estetik anestezi içinde yan yana var olur, birbirini tamamlar ve yeni bir bütünlük oluşturur.
Seçilen eserler aracılığıyla, estetik ve anestezik olanın bu katmanlı, diyalektik yapısı sanatın farklı disiplinleri ve mediumları eşliğinde serimlenir. Aynı mekân içerisinde estetik anestezinin türlü biçimlerini ve karşıtlıklarını bir arada düşlemek ve düşünmek amacıyla bir araya getirilir. Bu bağlamda sergi, normlar ve kalıpların ötesinde kalan, genellikle göz ardı edilen, hatta çirkin olarak nitelendirilen unsurların da estetik potansiyellerini keşfetmeyi amaçlar. Sıradan olanın, kenarda kalmış olanın, görünmez olanın nasıl bir estetik değere sahip olabileceğini göstermeyi hedefler ve bu keşifle estetik olan ve olmayan arasındaki sınırları bulanıklaştırır, onları bir araya getirir.
Estetik Anestezi aynı zamanda, düşünce ve hayal gücüne kapılar açar. Klasik mantığın bizi ya-ya da ikilemine sıkıştırdığı yerde, o, hem-hem düşüncesini benimser. Farklılıklar arasında bir bağ kurar, bizi bir seçim yapmaya zorlamaz, aksine birleşmeyen unsurları bir arada sunar. Bu birliktelik, sergi mekanını bir tür düşünsel meydan okumaya dönüştürür; izleyiciyi sıradanın ötesine geçmeye, duyularını yeniden keşfetmeye davet eder.
Burada, estetik olan ile olmayan, hayat ile ölüm, perspektif ile tersten perspektif, Batı ile Doğu, Apollon ile Dionysos, varlık ile yokluk—hepsi bir arada bulunur. Hepsi aynı anda, aynı mekânda var olur. Şimdi, burada ve biraradavarolur*.
Bu sergi, sadece sanat eserlerini değil, aynı zamanda onları çevreleyen düşünsel evreni de sunmayı hedefler. Böylelikle Sartre’ın Pier’i, serginin daimî ziyaretçilerinden biridir…